Adını söylüyorlar, adını adımla aynı cümlede kullanıyorlar.
Makinanın sesi kaza öncesi gelen fren kadar net ve çaresiz. Saçlarımda ellerinin değdiği köşeleri kazıyorum, aynadaki hüzün siliniyor. Gittiğin yağmurlu gün gibi onlarda kayıp giderken Ankara’nın kireçli sularında; senden geriye, bir yalnızlık kalıyor.Benden geriye kalan bir şey yok, geriye dönmek için yazdığım tüm ayrıntıları yalanlıyor parmakların. Benden geriye gerisi olmayan bir kadın kalıyor, saçları sonbahar ağacı.
Sen şimdi dönüp yaralarımı öpsen neye yarar eğer ÖPÜNCE GEÇECEK OLSAYDI TÜM FAHİŞELER ÖLÜMSÜZLÜĞE KAVUŞURDU her köşe başında. Şimdi o geçmişini anlatmayı kes ve beni dinle. Tutamıyorum şu illet çenemi. Benim bir yaram var kaşınıp duruyor işte.
BENİM LANET BİR BABASIZLIĞIM VAR, acısını tüm sevdiğim adamlardan çıkarıyorum. Siz öptükçe yaramı, yaram kaşınır, yerimde duramam ben. Siz el uzattıkça uykularım bölünür, gocunurum ben. Elleri saçlarıma uzanan bir adam ararım kabuslarım gecelerimi bölerken. O herkeste olan avuçlarınıza sığınırım ben ama bir ona gidemem. Her gidenin arkasından yas tutarım ama onun hiç gelmeyişine bile ağlayamam ben.  
Kedilerden ve kendimden oldukça uzağım, sağanağım yokluğunda. Bir sensizliktir bulaşmış üzerime, çıkarıp atamıyorum. Elimi uzattıkça benliğime bulanıyor karalar, karalar bağlayan her kedi gibi sinip kalıyorum köşeme.

Seni özlüyorum, herkesi özlüyorum. Hiç gerçekleşmeyecek planlar kurduğum bütün adamları özlüyorum. Kafamda bahar çiçekleriyle yolda yalnızlığımı paylaşırdım ya seninle. Bensiz bir hayatın olduğunu düşünemiyordum bile. KEDİLERLE VE BENİMLE YORGANINI PAYLAŞMADAN NASIL UYURDUN SEN. Ellerim saçlarına değmeden.
O kadar adamın içinde en çok sen benziyorsun babama ve bana. O kadar yalnızlığın içinde en zor seni terk ettim ben. Bana uğraşmam için tek sen oyuncaklar bıraktın. Filmler mesela, şarkıların var bir de senin, bir de masallar kaldı geriye. Senden geriye bir cümle kaldı.   
    ‘bilmesi gerektiği kadarını… ‘
Dedim ya benden geriye kalan bir şey yok benden geriye gerisi olmayan bir kadın kaldı şimdi. Saçlarımda bahar çiçekleri, ayaklarımda ölüm bekleyişi…

SAHİPLENİLMEYİŞİM EN BÜYÜK YOKSULLUĞUM. Yerim beynim, yaptıklarım ellerim. Hayatımda beni sahiplenen tek adamı da kaybettikten sonra, bundan ilerisi kalmadı bende. Ne öncem var ne sonram. Önceme dönüp baksam ulaşamayacağım şeyler, sonrama baksam bilinmezler şehri. Ben babama en yakın adamı da kaybettim ya şimdi ağlasam ne olur, gülsem ne katar. Benim en büyük sığınağım yıkıldı ya şimdi içinden çıksam canımı kurtarsam ne olur, içinde kalıp kendimi parçalasam ne olur.
Ölülerin, ölümlerin biriktiği dağlar arasından geçiriyor beni zaman. 84 metrelik bir gemi karaya oturuyor. Bütün sesler aynı yönde ilerleyip daha bitirilmemiş bir mezarda birleşiyor. oluk oluk kan akıyor gözlerimden. ARKA SOKAKLARIN GÜVENSİZLİĞİNİ YAŞIYORUM. Ölüm bir tek sana yakışmıyor ölümü bir tek sana yakıştıramıyorum. Hâlbuki kaç kez yaşadım ölümü, kaç kez korkmuşumdur uyanamamaktan annem bilir. Ama bana yakışırdı, ince kelimeli ellerime tutunurdu ölüm. Bir tek sana yakışmıyor, bir tek ona yakıştıramıyorum ölümü.
Arkandan seni anıyorlar, adını adımla aynı cümlede kullanıyorlar.

Adını söylüyorlar, adını adımla aynı cümlede kullanıyorlar.


Makinanın sesi kaza öncesi gelen fren kadar net ve çaresiz. Saçlarımda ellerinin değdiği köşeleri kazıyorum, aynadaki hüzün siliniyor. Gittiğin yağmurlu gün gibi onlarda kayıp giderken Ankara’nın kireçli sularında; senden geriye, bir yalnızlık kalıyor.
Benden geriye kalan bir şey yok, geriye dönmek için yazdığım tüm ayrıntıları yalanlıyor parmakların. Benden geriye gerisi olmayan bir kadın kalıyor, saçları sonbahar ağacı.

Sen şimdi dönüp yaralarımı öpsen neye yarar eğer ÖPÜNCE GEÇECEK OLSAYDI TÜM FAHİŞELER ÖLÜMSÜZLÜĞE KAVUŞURDU her köşe başında. Şimdi o geçmişini anlatmayı kes ve beni dinle. Tutamıyorum şu illet çenemi. Benim bir yaram var kaşınıp duruyor işte.

BENİM LANET BİR BABASIZLIĞIM VAR, acısını tüm sevdiğim adamlardan çıkarıyorum. Siz öptükçe yaramı, yaram kaşınır, yerimde duramam ben. Siz el uzattıkça uykularım bölünür, gocunurum ben. Elleri saçlarıma uzanan bir adam ararım kabuslarım gecelerimi bölerken. O herkeste olan avuçlarınıza sığınırım ben ama bir ona gidemem. Her gidenin arkasından yas tutarım ama onun hiç gelmeyişine bile ağlayamam ben. 

Kedilerden ve kendimden oldukça uzağım, sağanağım yokluğunda. Bir sensizliktir bulaşmış üzerime, çıkarıp atamıyorum. Elimi uzattıkça benliğime bulanıyor karalar, karalar bağlayan her kedi gibi sinip kalıyorum köşeme.

Seni özlüyorum, herkesi özlüyorum. Hiç gerçekleşmeyecek planlar kurduğum bütün adamları özlüyorum. Kafamda bahar çiçekleriyle yolda yalnızlığımı paylaşırdım ya seninle. Bensiz bir hayatın olduğunu düşünemiyordum bile. KEDİLERLE VE BENİMLE YORGANINI PAYLAŞMADAN NASIL UYURDUN SEN. Ellerim saçlarına değmeden.

O kadar adamın içinde en çok sen benziyorsun babama ve bana. O kadar yalnızlığın içinde en zor seni terk ettim ben. Bana uğraşmam için tek sen oyuncaklar bıraktın. Filmler mesela, şarkıların var bir de senin, bir de masallar kaldı geriye. Senden geriye bir cümle kaldı.   

    ‘bilmesi gerektiği kadarını… ‘

Dedim ya benden geriye kalan bir şey yok benden geriye gerisi olmayan bir kadın kaldı şimdi. Saçlarımda bahar çiçekleri, ayaklarımda ölüm bekleyişi…

SAHİPLENİLMEYİŞİM EN BÜYÜK YOKSULLUĞUM. Yerim beynim, yaptıklarım ellerim. Hayatımda beni sahiplenen tek adamı da kaybettikten sonra, bundan ilerisi kalmadı bende. Ne öncem var ne sonram. Önceme dönüp baksam ulaşamayacağım şeyler, sonrama baksam bilinmezler şehri. Ben babama en yakın adamı da kaybettim ya şimdi ağlasam ne olur, gülsem ne katar. Benim en büyük sığınağım yıkıldı ya şimdi içinden çıksam canımı kurtarsam ne olur, içinde kalıp kendimi parçalasam ne olur.


Ölülerin, ölümlerin biriktiği dağlar arasından geçiriyor beni zaman. 84 metrelik bir gemi karaya oturuyor. Bütün sesler aynı yönde ilerleyip daha bitirilmemiş bir mezarda birleşiyor. oluk oluk kan akıyor gözlerimden. ARKA SOKAKLARIN GÜVENSİZLİĞİNİ YAŞIYORUM. Ölüm bir tek sana yakışmıyor ölümü bir tek sana yakıştıramıyorum. Hâlbuki kaç kez yaşadım ölümü, kaç kez korkmuşumdur uyanamamaktan annem bilir. Ama bana yakışırdı, ince kelimeli ellerime tutunurdu ölüm. Bir tek sana yakışmıyor, bir tek ona yakıştıramıyorum ölümü.

Arkandan seni anıyorlar, adını adımla aynı cümlede kullanıyorlar.

yaşamın yalnızlıkla aynı anlamı taşıdığı bir şehirdeyim şimdi.ağzımda zamansızlığının yaraları.

yaşamın yalnızlıkla aynı anlamı taşıdığı bir şehirdeyim şimdi.
ağzımda zamansızlığının yaraları.

DÜŞÜMÜ DÜŞLEDİM, DÜŞÜYORUM.

ben çiziyorum da onlar siliyorlar, hiç acımadan. 

koca bir şehri bir adla,bir adımda siliyorlar. onlar siliyorlar da ben silkelenemiyorum. 

kahvenin tortusu gibi çöküp kalıyorum yaşamın dibine. ben öylece kuruyorum da bir su tutanım olmuyor. 

yorganımı kafama çekip, düşümü düşleyip, durduğum yerden düşüyorum. ben düşüyorum da bir elimden tutanım olmuyor. elimi, eteğimi çekip bir tortu gibi dibime çöküyorum. acılar arasından geçiriyor bizi zaman. 

yorulup,yıkılıp kalıyorum da zamanın içinde bir sus payı bile bulamıyorum.

8 nisan 2012

SOĞUKTU AMA YİNE DE BU LANET AKŞAMDA OLDUĞUMUZ GİBİ KALALIM İSTEDİM.

SOĞUKTU AMA YİNE DE BU LANET AKŞAMDA OLDUĞUMUZ GİBİ KALALIM İSTEDİM.

‘ben uyandım bir çan kulesi yıkıldı.’nın şarkısı.

Uyandım.BİR KAYBOLUŞUN RESMİNİ ÇİZDİ BİR HOROZ, SABAHLARA KADAR. ben bu kadarım diyemedim, durduramadım zamanı.Koca bir rüyayı tekrarlayarak uyandırdım kendimi. Ordaydın uzun zaman sonra bir imgeni bile görebilmenin mutluluğuyla açtım perdelerimi. Perdeler bana göre yeterince gereksiz şeylerdi zaten, sokaklarda da sevişebilmeliydi insan, masalardan inip ormanlarda yürüyebilmeliydik.NGD

Uyandım.

BİR KAYBOLUŞUN RESMİNİ ÇİZDİ BİR HOROZ, SABAHLARA KADAR. ben bu kadarım diyemedim, durduramadım zamanı.

Koca bir rüyayı tekrarlayarak uyandırdım kendimi. Ordaydın uzun zaman sonra bir imgeni bile görebilmenin mutluluğuyla açtım perdelerimi. 


Perdeler bana göre yeterince gereksiz şeylerdi zaten, sokaklarda da sevişebilmeliydi insan, masalardan inip ormanlarda yürüyebilmeliydik.

NGD